Hükümetin çok yönlü dış politikası, kendi sınırları içine hapsolmuş durumdaki ülkemizi başta komşuları olmak üzere bütün dünya ile bütünleştirmeye başlamıştır. Bir yandan AB ile tam üyelik müzakereleri yürütülürken, diğer yandan Ortadoğu coğrafyasında yıllarca aynı yönetim altında yaşadığımız komşularımızla ve yakın ülkelerle ilişkiler geliştirilmekte; bir bütünleşme sürecine girilmektedir.
Son olarak Dışişleri Bakanı Sayın Ahmet Davutoğlu, daha önce ikili anlaşmalarla karşılıklı vizeleri kaldırdığımız Suriye, Ürdün ve Lübnan ile ilişkilerimizi yeni bir boyuta taşıyarak “Yüksek Düzeyli Dörtlü İşbirliği Konseyi (YDDİK)” adı altında yeni bir oluşuma öncülük etmiştir. Bakan Davutoğlu, oluşumun kurulmasıyla ilgili ortak siyasi bildirgeyi okurken, birliğe isteyen diğer Ortadoğu ve Arap ülkelerinin de katılabileceğini belirtmiştir. Bu gelişme, kamuoyuna “Ortadoğu Birliğine Doğru” şeklinde yansımıştır.
Ortaya çıkan bu tablo, sadece Osmanlı İmparatorluğu döneminde değil, daha sonra başlayan Fransız Mandası döneminde de 20 yıl boyunca bu ülkelerle aynı kaderi paylaşan Hatay iline ve Mustafa Kemal Üniversitesi’ne yeni bir görev yüklemiş görünmektedir. Zira gerek çok kültürlü toplumsal yapısı gerekse bu coğrafyaya hem kültürel hem coğrafi anlamda en yakın noktada bulunması Hatay iline, ülkemizin Ortadoğu ile bütünleşmesi sürecinde kültürel, sosyal, akademik vb. konularda bir köprü vazifesi görme işlevini verecek; Hatay belki de bu yeni oluşumun kültürel bir merkezi haline gelecektir.
Bu bağlamda, ilimizdeki Mustafa Kemal Üniversitesi’nde bir “Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü”nün kurulması, başlayan bu yeni süreçte Hatay’ın üzerine düşen görevi hakkıyla yerine getirebilmesi için çok önemli bir başlangıç olacak, ilişkilerin koordinasyonunun bir ayağını da üniversitemiz oluşturacaktır.
Son dönemde milletvekillerimizin ve Adalet Bakanı Sayın Sadullah Ergin’in başarılı çalışmalarıyla bir Havaalanına ve Tıp Fakültesine kavuşan ilimizde 25-30 Eylül 2005 tarihlerinde I. Hatay Medeniyetler Buluşması gerçekleştirilmiş, Reform İzleme Grubu’nun 16. Toplantısı 11 Temmuz 2009’da yine Hatay’da yapılmıştır.
Ayrıca 90’lı yılların başından beri çok düzenli olmasa da ilimizde “Hatay Tarih ve Kültür Sempozyumları” düzenlenmektedir. Bu da ilimizin benzer akademik toplantılar ile ortak tarih ve kültür mirasımız üzerine belli bir birikim kazanmasına hizmet etmiştir. İlimizin ülke içindeki bilinilirliği her geçen gün artmakta, gerek yerli gerekse yabancı turistlerin yoğun ilgisiyle karşılaşmaktadır.
Üniversitemizin içinde böyle bir enstitünün kurulması ve başlatacağı çalışmalarla Hatay hem uluslararası planda hem de ülkemizde bir marka kent haline gelecektir. Şu anda üniversitemizin çevresindeki taşra üniversitelerinden bir farkı yok gibidir. Ama bu enstitünün kurulmasıyla üniversitemiz farklı ve yeni bir niteliğe kavuşacak; Ortadoğu hakkında araştırmalar, projeler, yayınlar, uluslararası kongreler, öğrenci değişim programları vb. etkinliklerle hem ilimizi hem de kendi bilinilirliğini kat kat arttıracaktır.
Böyle bir enstitü ya da araştırma merkezi şu anda, Hatay’ın çevresindeki ya da güney sınırlarımıza yakın hiçbir üniversitemizde bulunmamaktadır. Yaptığımız yüzeysel bir araştırma sonucunda Türkiye’de sadece Marmara Üniversitesi’ne bağlı bir “Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü”nün, Fırat Üniversitesi’ne bağlı bir “Ortadoğu Araştırmaları Merkezi”nin ve dergisinin, ODTÜ’de ise lisansüstü eğitimi veren bir programın bulunduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla zaman kaybetmeden Mustafa Kemal Üniversitesi’nde Ortadoğu Araştırmaları Enstitüsü’nün açılmasında ilimiz adına çok büyük bir yarar vardır. Hem üniversitemiz çevresindeki üniversitelerden, bulunduğu bölgeyle doğrudan ilgili farklı bir akademik birime kavuşacak; hem de ilimiz Türkiye’nin Ortadoğu ülkeleriyle bütünleşmesi sürecinde bir merkez konumuna gelme fırsatını güçlendirecektir.
Bu bağlamda en azından bir araştırma merkezi de olsa üniversitemizde Ortadoğu Araştırmaları başlatılmalı, ilimiz Ortadoğu’yla kurulan bu yeni düzende hak ettiği yeri almalıdır.